Bakan Kacır’dan dalga geçenlere yanıt: İşler bir bir gerçeğe dönüşüyor

Sanayi Ve Teknoloji Bakanı  Mehmet Fatih Kacır’ın aralarında Kanal 7 Ankara Temsilcisi ve Haber7.com yazarı Mehmet Acet’inde yer aldığı basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmasında Türkiye’nin Milli Uzay Programı’nın yanı sıra Space X ile yapılan işbirliği ve Tesla yatırımına ilişkin bilgiler verdi.

Türkiye’nin uzay çalışmalarına yönelik attığı adımlar ile dalga geçenlere seslenen Bakan Kacır, “Çok da şaşırmıyorum. Biz Türk’ün uzayla macerasını maalesef filmlerinde alaya alarak konu edenleri biliyoruz. Ya da bizim komedyenlerimiz de yakın bir zamana kadar -bunu kişisel bir eleştiri olarak da söylemiyorum, durum tespiti olarak söylüyorum- Türk çocuklarının astronot olma hayaliyle dalga geçerek insanları güldürmeyi tercih ediyorlardı. Ama şimdi o alaya alınan, dalga konusu edilen işler bir bir gerçeğe dönüşüyor” ifadelerini kullandı.

Bakan Kacır, “Uzay ekonomisi yıllık 600 milyar dolara geldi ve bu her yıl artıyor. Birkaç sene içinde 1 trilyon dolara gelecek uzay ekonomisi. Biz uzay ekonomisinden pay almayı hedefliyoruz” ifadelerini sözlerine ekledi.

Bakan Kacır’ın konuşmasından öne çıkanlar:

İLK TÜRK ASTRONOT

Bilim ödüllerini Sayın Cumhurbaşkanımız her yıl olduğu gibi yine Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bilim insanlarına takdim ettiler.

Son faslımız, Milli Uzay Programı. Artık geri sayımı tamamlamak üzereyiz, nihayet biz de ilk kez bir vatandaşımızı Uluslararası Uzay İstasyonu’na göndereceğiz, ilk Türk astronotu Alper Gezeravcı’yı inşallah önümüzdeki hafta 17 Ocak’ı 18 Ocak’a bağlayan gece, Türkiye saatiyle 01.11’de Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderiyor olacağız.

MİLLİ UZAY PROGRAMI

Milli Uzay Programı, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 2021 yılında kamuoyuna ilan edilen, 10 yıllık hedeflerimizi içeren ve tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi uzay alanında da Türkiye’nin iddia sahibi ve tam bağımsız bir ülke olabilmesi için atacağımız önemli adımları ihtiva eden bir milli program. Bu program kapsamında Ay Araştırma Programı, Uzaya Erişim ve Uzay Limanı Projesi, Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi, bir uzay teknoloji geliştirme bölgesini Ankara’da kurulması, Yeni Nesil Uydu Geliştirme Programını gerçekleştirmek gibi hedeflerimiz var. Bu hedeflerin her biri için hem 2019 yılı itibariyle faaliyetlerine başlayan Türkiye Uzay Ajansı, hem de tüm ilgili paydaşlar çok yoğun bir gayret ve çalışma içindeler. Bu programın ana hedeflerinden biri olan, Türk astronotu ve uzay bilim misyonunu önümüzdeki günlerde gerçekleştireceğiz.

TÜRKSAT 6A

Uydu tarafında da önemli adımlar atmayı hedefliyoruz. TÜRKSAT-6A ve İMECE çok büyük kazanımlar getiriyor, bundan sonrasını hem stratejik uydu yatırımlarını gerçekleştirerek, hem de yeni nesil uydu teknolojilerini geliştirmek üzere yeni oyuncuları sektöre kazandırarak hayata geçirmeyi hedefliyoruz.

ULUSLARARASI UZAY KONGRESİ

Dünyanın en büyük uzay kongresi, 2026 yılında Antalya’da gerçekleşecek. Bu kongreye aday olmuştuk ve bu yıl yarışı kazandık, 2026 yılında Uluslararası Uzay Kongresini Antalya’mıza getirmeyi başardık. Bu hem dünyanın en büyük uluslararası uzay etkinliği, hem de gerçekleştiğinde Türkiye’de şimdiye kadar gerçekleşmiş en büyük bilimsel etkinlik olacak. İnşallah 2026 yılında Antalya’mız her zaman olduğu gibi bu etkinliğe de iftiharla ev sahipliği yapacak.

BİLİM MİSYONU

İlk Türk astronotu ve Bilim Misyonu Programı bizim için çok anlamlı bir program. Bir yönüyle bilimsel literatüre önemli katkılar sağlamayı hedeflediğimiz 13 farklı bilimsel deneyi astronotumuzun Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirmesi çok kritik, çok önemli, ama bir yönüyle de gerçekleşecek bu misyonun Türk gençlerine, Türk çocuklarına ilham kaynağı olacak olması bizim için çok değerli, çok önemli. Biz kim ne der diye aldırmadan bu projeleri bir-bir hayata geçirmeye gayret ediyoruz. Bunu şunu için söyledim: Sayın Cumhurbaşkanımız, Milli Uzay Programını ilan etti ve hedefleri dünya kamuoyuna duyurdu. Hedeflerimizden biri, ay misyonunu gerçekleştirmek. Ay misyonu bir insanlı misyon değil. Biz Ay’a bir araç göndermeyi hedefliyoruz ve bunu 10 yıl içinde iki kez gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

AY MİSYONU

Bunun birincisi, -literatürdeki ismi böyle- sert iniş hedefi. Biz sert iniş hedefini ortaya koyuyoruz, tabii birileri bunu alaya alıyor, yani herhalde kelime kendilerine komik geliyor olabilir, bilmiyorum nedenini. Ama çok da şaşırmıyorum. Biz Türk’ün uzayla macerasını maalesef filmlerinde alaya alarak konu edenleri biliyoruz. Ya da bizim komedyenlerimiz de yakın bir zamana kadar -bunu kişisel bir eleştiri olarak da söylemiyorum, durum tespiti olarak söylüyorum- Türk çocuklarının astronot olma hayaliyle dalga geçerek insanları güldürmeyi tercih ediyorlardı. Ama şimdi o alaya alınan, dalga konusu edilen işler bir bir gerçeğe dönüşüyor. Biz Ay programını sadece Ay’a erişebilen ülkelerden biri olmak adına gerçekleştirmiyoruz. Ay’a erişmek aslında muazzam bir teknolojik kabiliyet istiyor tabii. Yani az önce uydu sistemlerinden bahsettim, İMECE’den bahsettim. İMECE 450-500 kilogramlık bir sistem ve yaklaşık 500-600 kilometrede görev yapan bir görüntüleme uydusu. Haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6-A, görüntüleme uydusuna göre aslında çok daha sofistike bir sistem ve çok daha geliştirmesi zor bir sistem. Yaklaşık 36 bin kilometrede görev yapacak, 4,5 tonluk bir uydudan bahsediyoruz. Ay’a erişmekten bahsediyoruz, Ay Dünyadan yaklaşık 380 bin kilometre ötede. Ama biz sadece Ay’a erişmek için Ay programını gerçekleştirmiyoruz.

UZAY EKONOMİSİ 1 TRİLYON DOLARA KOŞUYOR

Biz her projemizi kurgularken Türkiye bu işten ne kazanır buna odaklanarak hareket ediyoruz. Uzay ekonomisi yıllık 600 milyar dolara geldi ve bu her yıl artıyor. Birkaç sene içinde 1 trilyon dolara gelecek uzay ekonomisi. Biz uzay ekonomisinden pay almayı hedefliyoruz. Burada da başkalarının yaptığından farklı neler yapabiliriz? Nasıl onların önüne geçebilirizin peşindeyiz. Ay programını da bu anlayışla hazırladık. Pek çok ülke Ay programı gerçekleştiriyor, ama geleneksel olarak kullanılagelen sistemlerle. Sıvı yakıtlı roket motorlarıyla bu sistemleri geliştiriyorlar. Biz ise halihazırda başka pek çok ülkenin sahip olmadığı bir kabiliyete sahibiz. Stanford Üniversitesinde uzun yıllar öğretim üyeliği yapmış bir Türk bilim insanı birkaç yıl önce Türkiye’ye döndü. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde Milli Hibrit Roket Motoru Geliştirme Projesini başlattı ve -Arif Karabeyoğlu’ndan bahsediyorum- bu proje kapsamında geliştirdiği Milli Hibrit Roket Motoruyla uzaya erişmeyi başardı. Ve biz ilk etabında Ay misyonunun ilk fırlatmayı uluslararası bir iş birliğiyle gerçekleştireceğiz, ancak Dünya yörüngesinden, Ay transfer yörüngesine Milli Hibrit Roket Motorumuzu ateşleyerek geçip, nihayetinde Ay’a erişmeyi hedefleyeceğiz. Ay etrafında, Ay’ın yörüngesinde de Ay’a ilişkin araştırmalar yapacağız ve bu sistemin pek çok kritik alt sistemini yine yerli ve milli olarak geliştireceğiz. Bunu başarırsak, giderek uzayda sayısı artan uyduların yörüngeler arası transferini gerçekleştirebilecek uzay sistemlerini geliştirmenin, başkalarının geliştirebileceğinden çok daha maliyet etkin şekilde geliştirmenin, önünü açacak olmayı hedefliyoruz. Yani bunun bize hem stratejik bir kabiliyet hem de ekonomik bir değer getireceğini ümit ediyoruz. Bu projeyi de bu anlayışla kurguluyoruz.

AY YÜZEYİNE YUMUŞAK İNİŞ

İkinci etabında ilk fırlatmayı da milli imkanlarla yapmayı ve Ay yüzeyine yumuşak iniş gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Biz bu projeyi ilk kurguladığımızda 2023 için bir hedef ortaya koymuştuk. Bu hedefe tarih itibariyle henüz erişemedik. Yılsonu itibariyle,  görmüşsünüzdür sizlerde, takip etmişsinizdir muhakkak. Bütün demeyelim, ama muhalefetten pek çok siyasetçinin efendim 2023 geldi ne oldu Ay’a gidecektiniz gidemediniz filan diye yine meseleyi alay konusu yaptıklarına şahit olduk. Ben her zaman söylüyorum, siyasette yarışabiliriz, rekabet edebiliriz, ama bu projeler Türkiye’nin milli projeleri. Biz bu projelerde çalışan bilim insanlarının, mühendislerin, teknisyenlerin hiçbirinin siyasi görüşünü ne biliriz, ne merak ederiz. Bizim için aslolan Türkiye’ye çağ atlayacak milli projeleri hayata geçirmektir ve bunlar Türk milletinin ortak kazanımlarıdır, Türkiye’nin ortak kazanımlarıdır. Bu projeleri alay konusu etmek, dalga konusu etmek kimseye bir şey kazandırmaz. Zaten öyle bir gençlik geliyor ki, bu projelerle alay edenlere hiç itibar etmeyen bir kuşak yetişiyor. Çünkü kendisi bu projeleri bizzat hayata geçirebilen bir kuşak yetişiyor. Dolayısıyla, benim herkese tavsiyem bu projelere sahip çıkmaları. Çok detaylıca herkes bu işleri bilmeyebilir, çok ilgi duymayabilir de, en azından saygı göstermeyi herkesin bilmesi lazım.

UZAY GÖZLEMİ

İlk kez gerçekleştirdiğimiz yüksek teknolojiler bunlar. Şu anda uzay gözlemleri için yerden teleskoplar kullanılabildiği gibi malumunuz uzay teleskopları da kullanılıyor. Birkaç yıl öncesine kadar Hubble Teleskopu en meşhuruydu, 2 yıl önce James Webb Teleskobu kullanıma girdi. James Webb Teleskobunun geliştirme projesini 1995’te başlattı Amerika Birleşik Devletleri. 2006’da tamamlamayı hedefliyorlardı 11 yıl hedef koydular, 500 milyon dolar da bütçe ayırmışlardı. Kimden bahsediyoruz? 60’lı yıllardan itibaren uzay projeleri gerçekleştirmiş bir ülkeden bahsediyoruz. 2006 yılına gelindiğinde proje tamamlanmadı, hatta halen ana tasarımı tartışma konusuydu. Nihayetinde projenin tamamlanması planlanandan çok daha fazla sürdü. 2021 yılında hatırladığım kadarıyla proje ancak tamamlanabildi ve başlangıçta 500 milyon dolar olarak öngörülen proje nihayetinde 10 milyar dolara gerçekleşmiş oldu. Elbette bu projelerde zaman planı her zaman ilk günkü şekliyle gerçekleşmeyebilir. Ama aslolan bu projeleri gerçekleştirmekte olan bilim insanlarının, mühendislerin, teknisyenlerin arkasında güçlü şekilde durabilmektir. Nihayetinde onlar canla-başla çalışıyor. Biz bu projelerin önünü açıyoruz, bu projeleri bilim insanları gerçekleştiriyor, mühendisler gerçekleştiriyor. Dolayısıyla, bizim için aslolan onların arkasında sıkı bir şekilde durmak ve bu projelerin gerçekleşmesine imkan sağlamak.

ASTRONOT ÇAĞRISI

Biz bu programı (astronot programını) ilk günden itibaren bir bilim misyonu olarak tasarladık. Bu bir turistik seyahat değil. Mayıs 2022’de astronot çağrısına çıktık. İlk çağrıya 30 bine yakın ön başvuru geldi, bunlardan yaklaşık 800’ü potansiyel astronot adayı olarak tespit edildi. Daha sonra çok kapsamlı sağlık taramaları yapıldı, çok kapsamlı psikoloji testleri gerçekleştirildi, fiziksel testler gerçekleştirildi. Tabii bütün bu süreçleri bu misyonu birlikte gerçekleştirdiğimiz NASA ve Axiom firmasının yetkilileriyle birlikte yürüttük. Ama testlerin önemli bir kısmını Türkiye’deki altyapılarda gerçekleştirdik ve nihayetinde iki aday tespit ettik. İlki Alper Gezeravcı bir Türk Hava Kuvvetleri pilotu. Diğeri de Tuva Cihangir Atasever o da bir ROKETSAN mühendisi. Bu da aslında milli teknoloji hamlesinin özeti gibi oldu. Malumunuz milli teknoloji hamlesi silahlı kuvvetlerimizle mühendislerimizin sırt sırta vererek gerçekleştirdiği bir süreç. Burada da Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever aslında bunun sembolü gibi olmuş oldu.

Bu bizce Türk çocuklarına, Türk gençlerine ilham kaynağı olacak bir iş. Ve bir ilk… Nedeni devamının gelecek olması. Ümit ederiz ki bu projenin devamını da milletçe hep beraber getirelim. Sadece uluslararası uzay istasyonuna astronot göndermekle kalmayalım. Teknolojik olarak bu projeleri tümüyle kendi imkanlarımızla geliştirebilecek noktalara da gelelim. Milletçe sahip çıkmamız gereken bir alan… Hiç bir devlet yoktur ki bu alanlarda bir başarı elde ettiğinde bu başarıyı şunlar yaptı, bunlar yapmadı diye içeride bir ayrım olsun. Bizim de bunlara milletçe sahip çıkmamız lazım. Nihayetinde siyasi iradenin elbette himayesiyle, desteğiyle bu alanlara kaynak ayırmasıyla bu projeler gerçekleşiyor. Ama kazanım milletin ortak kazanımı oluyor. Dolayısıyla biz tüm milletimizin bu işe sahip çıkacağına inanıyoruz. Çocuklarımızın gelecek hayallerinde daha fazla bilim olsun, teknoloji olsun ve hayalleri Türkiye’yi geleceğe taşımak üzere olsun. Ümit ederiz ki bu program, bu proje, buna vesile olacak.

BİLİMSEL TEKLİF ÇAĞRISI

Mayıs 2022’de astronot çağrısına çıktık, Haziran 2022’de de bilimsel teklif çağrısına çıktık. Üniversitelere mektuplar gönderdik, bir vatandaşımızı Uluslararası Uzay İstasyonuna göndereceğiz, bize orada gerçekleştirilmesini arzu ettiğiniz bilimsel projeleri teklif edebilirsiniz, dedik. TÜBİTAK ve Türkiye Uzay Ajansı birlikte bu projeleri değerlendirdi. 50’ye yakın başvurunun içinden 13’ü seçildi. Yalnız bunlardan biri diğerlerinden farklı, tüm başvuran projeler bizim mektup gönderdiğimiz üniversitelerden, enstitülerden, araştırma merkezlerinden geldi. Ama bir proje bize bir telefonla ulaşan bir ekip tarafından gönderildi. Muş Bilim ve Sanat Merkezinde ortaokul öğrencileri Türkiye Uzay Ajansına ulaştılar. “Bir Türk astronotun uzaya gideceğini öğrendik, biz de kendisine bilimsel proje teklifi yapabilir miyiz” dediler. Öğretmenleriyle birlikte hazırladıkları projeyi, proje teklifini Türkiye Uzay Ajansıyla paylaştılar ve bu 13 projenin içerisinde Muş Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin hazırladığı bu projede inşallah gerçekleşmiş olacak. Böylelikle Türk çocuklarının hayallerini uzaya inşallah taşımış olacağız. Önümüzdeki günlerde bu projenin, programın lansman çalışmaları artarak devam edecek, statlarda, sahalarda, her yerde Türkiye’nin ilk astronotunu kamuoyuna duyurmaya devam edeceğiz.

AY MİSYONU MİLLİ İMKLANLARLA

Ay misyonunu milli imkanlarla geliştirdiğimiz bir sistemle gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Ama az önce sunumda da ifade ettiğim gibi yeryüzünden fırlatmayı, uluslararası bir iş birliğiyle gerçekleştireceğiz. Ama Dünya yörüngesinden, Ay yörüngesine geçiş ve nihayetinde aya erişimde kendi geliştirdiğimiz uzay aracını kullanacağız. Bunun tasarım aşamaları tamamlandı. Üretim aşamasına geçmiş durumdayız. Hibrit roket motorunu ürettik. Diğer üretimini de önümüzdeki dönemde tamamlayacağız.

SPACE X’LE İŞ BİRLİĞİ

Space X, insanlı uzay misyonlarını Axiom isimli bir şirketle birlikte yürütüyor. Türkiye’nin SpaceX’le iş birliği malum, TÜRKSAT 5A ve 5B uydularının fırlatma iş birlikleriyle başlamıştı. Daha sonra İMECE’nin fırlatmasında da yine SpaceX ile birlikte çalıştık. Şimdi insanlı uzay misyonumuzu da yine SpaceX’le birlikte gerçekleştiriyoruz. Tabii SpaceX özellikle roket teknolojisinde ortaya çıkardığı yenilikle şu anda uzaya erişimde en rekabetçi firma haline geldi. Tüm Dünyadan uzaya giden toplam faydalı yükün neredeyse yüzde doksanını tek başına SpaceX gönderiyor şu anda.

TESLA YATIRIMI

Tesla ile gelecek projelerimizde birlikte neler yapabileceğimizi görüşüyoruz. Tabii Elon Musk’ı biz Türkiye’de Tesla yatırımına da davet ettik. Türkiye’nin bir otomotiv üretim üssü olduğunun kendisi de farkında. Hatta Türkiye’den halihazırda Almanya’da kurmuş olduğu fabrikaya tedarik yapmakta olduğu firmalar olduğunu anlattı bize. Firmaların kalitelerinden de çok memnun olduğunu, aynı zamanda Türkiye’nin insan kaynağı potansiyelinin de farkında olduğunu anlattı. Bütün herkes gibi onların da ülkemizde yatırım yapmasını isteriz.

Uzay tarafında malumunuz Starlink ile ilgili görüşmekte olduğumuz hususlar var. Starlink bir uydu internet hizmeti. Türkiye’de de hizmetlerinin sunulmasını amaçlıyorlar. Tabii bizim de kendilerinden bu anlamda bir takım beklentilerimiz var. Kendi vatandaşımızın kişisel verilerinin ve ülke güvenliğinde duyduğumuz hassasiyetin korunmasına ilişkin bazı teknik tedbirler alınması gerektiğini düşünüyoruz. Teknik düzeyde yürütülen çalışmalarda bu anlamda da bir adım atılma noktasına gelinirse süreç ilerleyebilir.

UÇAN AKILLI MOBİLİTE ARAÇLARI

Uçan akıllı mobilite dediğimizde de yapay zeka ve insansız hava aracı teknolojilerinin bir araya geldiği sistemlerden bahsediyoruz. Dünyada yüzden fazla bu konuda devam eden proje var. İddialı projelerin bazıları da Türkiye’de. Gerek BAYKAR tarafından yürütülen CEZERİ projesi, gerekse Bilişim Vadisi’nde yürütülen AirCar projesi bizce çok değerli. Türkiye’yi yine bu alanın öncü ülkelerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Teknoloji anlamında dünyadaki rakiplerimizin önünde olduğumuz bir alan bu. Ama bu tür teknolojilerin gelişimi için düzenlemeler de çok önemli. Yani bizim bir an evvel bu sistemlerin kullanımının yaygınlaşmasını sağlayacak regülasyonları tamamlamamız lazım. Hem afet bölgelerine, hem farklı iklim koşullarında erişimi zor coğrafyalara ilaç ve benzeri pek çok ürünün teslimatını kolaylaştıracak sistemlerden bahsediyoruz aslında.

KAAN ÇOK YAKINDA UÇACAK

Kaan bir insanlı uçak. Dolayısıyla buradaki güvenlik seviyesi insansız hava araçlarından daha ileri düzeyde. Bu anlamda hiçbir risk alınmak istenmiyor. Konulan hedefler, tarihler de ekiplerin canla başla çalışması konusunda elbette bir motivasyon kaynağı. Ben biliyorum ki TUSAŞ’ta canla başla çalışan, gecesini gündüzüne katan muazzam bir ekip var şu anda. Dolayısıyla inşallah kendileri uçuşa hazır olduklarını teyit ettikleri anda bu gerçekleşecek. Biraz daha dişimizi sıkalım. Geç olsun güç olmasın. Ama Kaan Türkiye’ye muazzam bir stratejik kabiliyet kazandıracak. Yeni nesil bir savaş uçağı olarak bir milli projeyi ortaya koymamız, göreceksiniz ki hemen bir iki sene içerisinde Türkiye’ye savunma sanayi ihracatına ilişkin yapılan yorumları ve değerlendirmeleri ters yüz edecek.

MİLLİ SÜPERSONİK FÜZELER

Halihazırda TÜBİTAK SAGE süpersonik füzeler için araştırma çalışmalarını yürütüyor. Ramjet Füzesi geliştirme projesi yürütüyor. Bu füzeleri şu anda geliştirme safhasındayız. Bunun dışında Roketsan’ın da benzer bir çalışması var.

KAYNAK: HABER7

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx